7 Ekim 2018

Bugün diğerlerinden biraz daha farklıydı.

Biraz daha sessiz, biraz daha karanlıktı.

Gözlerimi açtıktan sonra yataktan çıkmaya yeltenmemiştim bile.

İlaçlarım yanımdaydı, ama bir önceki seferki gibi panik atak geçirmiyordum.

Her şey normaldi. Olması gerektiği gibi, sanki gece hiçbir şey yaşanmamış gibiydi.

Yatakta, sağ koluma dokunuyordum. Elimi açıp kapıyor, kesildiği yeri inceliyordum.

Bir iz yoktu, acımıyordu ve dilediğim gibi oynatabiliyordum.

Herhangi bir şeye kızgın değildim. Kaybetmiştik. Rayla ölmüş, Crystal delik deşik olmuştu. Kolum kesilmişti. Bilekliğim bir köşede dururken, kendi oluşturduğum kırmızı gölde kan kaybından ölmüştüm.

Bunun için kimseyi suçlayamazdım. Kendim haricinde kimseyi…

Ama kendimi suçlamaktan da bıkmıştım. Kendimi küçük görmek, boşu boşuna hayatımı risk etmek işe yaramıyordu çünkü..

Hem geçen senenin şampiyonunu az kalsın öldürüyordum bile. Boğulurkenki ifadesi, bana intikamımı yeterince aldığımı göstermişti.

Sinirli değildim.

Rayla’nın bizden “Beta”yı gizlemesi, anlatmadığı bir sürü şey yetmezmiş gibi geçen sene de bir turnuvanın yapılmış olması…

Bunlar aklımı kurcalamıyordu. Rayla vakti geldiğinde söylerdi. Ya da bir şekilde cevabını öğrenebilirdim.

Sadece, merak ettiğim tek bir şey vardı.

Bu şey ne Heyilin, ne de Rayla’yı ilgilendiriyordu.

Aklıma takılan tek şey, geceden hatırladığım son şeydi.

Lascen’di…

Çünkü dediği şey, Rayla’yla alakalı değildi.

“Onu kurtarmadım Yake. Seni kurtardım.”

Direkt beni ilgilendiriyordu.

Bu cümleyi yanlış duymamın imkanı yoktu.

O, beni kurtardığını söylemişti.

Peki neden? Neyden beni kurtarmıştı?

Takım arkadaşını öldüren kişi bendim.

Adımı Rayla’dan duymuş olsa bile, dediği şey mantıklı değildi.

Üstelik, beni arkamdan deşmişti.

Zaten ölmek üzereyken yeteneklerini kullanmış, sonrasında ise acı çekerken yanıma oturup ölmemi izlemişti.

Anlamıyordum.

Rayla’nın sakladığı şeyler bir nedene bağlanabilirdi.

Heyilin’in davranışları da nasıl bir akıl hastası olduğuyla ilişkilendirilebilinirdi.

Ama, takımdaki en zayıf üyenin, benim Lascen tarafından “kurtarılmış” olmam anlaşılabilecek bir olay değildi.

Yine de… Ne kadar düşünürsem düşüneyim kendi başıma bir cevaba ulaşamayacaktım.

Başımı sabah sabah daha fazla ağrıtmadan mutfağa inmiştim. Basitçe kahvaltı ettikten sonra bugün ne yapmam gerektiğine karar vermeye çalışıyordum.

Benlik bir sıkıntı olmasa da, Rayla ve Crystal kötü durumda olabilirdi. Önce onların durumunu kontrol etmem daha mantıklıydı.

Yalnız, bir sıkıntı daha vardı. Rayla’yı kapı numarasına kadar bilsemde (ilk savaştan sonra mesaj olarak atmıştı.) Crystal’ın gerçek hayatıyla ilgili hiçbir şey bilmiyordum.

Rayla’yı ararken onun durumunu sormayı ihmal etmemeliydim.

Aklımdan bunlar geçerken, telefonum çalmaya başlamıştı. Arayan kişi, az önce zihnimi okuyan Rayla’ydı.

-Yake! Açtığına sevindim. İyi misin? Durumun nasıl?

-Sakin ol Rayla… Ben iyiyim. Az önce sağlam brir kahvaltı ettim hatta. Şimdi çıkıyordum. Asıl sen nasılsın? Crystal nasıl?

-Oh… Ne kadar rahatladığımı bilemezsin. Bir an okula gitmediğini duyunca kendine bir şey yaptın diye çok korkmuştum.

-Hayır… Sadece yataktan kalkmak istemedim. Hem okula gitmediğimi nerden biliyorsun?

-Karin’le konuştum. Hem konumuz o değil. Hemen üstüne ciddi bir şeyler giy ve aşağıya in. Taksiyle kapıda seni bekliyorum.

-Dur ne?! Nereye gidiyoruz?

-Yolda anlatırım çabuk ol.

Telefonu kapattıktan sonra, annemlerin odasına girip babamın kıyafetlerinden bana olan bir tanesini almıştım. Işık hızıyla üstümü giyip kapıyı kitlemiş, takside Rayla’nın yanına oturmuştum.

-Nieva Çocuk Esirgeme Kurumuna sürelim.

Araba hareket ederken gözüm Rayla’da kalmıştı. Tek eliyle telefonda bir şeyler yazarken diğer elini kemiriyordu. Siyah beyaz bir elbise giymişti. İçinnde beyaz gömlek, üstünde ise siyah bir ceket ve pantalon vardı. Yaşı için oldukça olgun görünüyordu.
Tedirgin gibiydi. Bir şeyle uğraştığından onu rahatsız edecek sorular sormak istemiyordum. Onun yerine, unutmadan Laren ve Karin’e bugün okula gelmeyeceğimle ilgili mesaj attım. Bahane üretmek konusunda kabız olduğumdan kötü hissettiğimi söylemiştim.

Yarım saattir yoldaydık, tek kelime etmeden şehrin diğer ucuna gelmiştik. Camdan dışarıyı izlerken, Rayla bana seslenmişti.

-Yake, şu an nereye gittiğimizi düşünüyorsun?

-Emin değilim… Ama Çocuk Esirgeme Kurumuna geldiğimize göre, ikimizin de tanıdığı tek çocuk Crystal.

-Evet. Buraya Crysthine’i almaya geldik. Onu gezmeye çıkardığımızı, akşam olmadan geri getireceğimizi söyleyeceğiz. Benim kuzenimmiş gibi davranmalısın. Bugün bize eşlik etmeye geldin.

-Tamam da…

-Onu aldıktan sonra detaylıca konuşuruz. Sen in hemen geliyorum.

Taksiden inip esnemiştim. Temiz hava ciğerlerimi doldururken gece hiç uyumamış gibi hissettiğimden gözlerim yaşarmıştı.

Serin bir rüzgar bütün düşüncelerimi silip süpürmüştü.

Şehrin diğer ucunda, etrafın yemyeşil olduğu bir yerdeydik.

Bu şehirde uzun süre yaşamış olmama rağmen daha önce hiç bu taraflara gelmemiştim. Gelmememin belli bir nedeni yoktu aslında, zaten merkezde oturduğum için, dışarı çıkmak istediğimde toplu taşımayla buraya gelmem zor olurdu. Onun yerine daha merkezi yerlere, genellikle alışveriş merkezlerine ve insanların çok olduğu bölgelere giderdim.

Buraya gelmeyerek neleri kaçırdığımı şimdi fark ediyordum.

Taksiye gelirken uzun bir süre çevre yolundan gitmiştik. Şehrin dışına çıkmadan önce bir kavşaktan dönmüş, ve toprak bir yola girmiştik.

Ağaçların arasından bir süre yol almış, ve açık bir alana gelmiştik.

Şu an, açık alanın tam ortasındaydık. Taksi yolun kenarına park etmiş, Rayla ise yanımdaydı.

Karşımızda tek katlı, ama geniş bir yapı vardı. Binanın gri rengini üstünü kaplayan sarmaşıklar yeşillendirmişti. Eski durmasına rağmen ön tarafında bulunan camları temizdi. Girişinde, gümüş kaplı bir plakanın üstünde “Nieva Çocuk Esirgeme Kurumu” yazıyordu.

Rayla, girişe doğru yürüyordu. Ayağındaki küçük topuklu ayakkabıyı incelerken Rayla bana dönmüş, üzerimi incelemeye başlamıştı.

Elini saçlarıma atmış, birkaç saniyede düzeltmişti. Kravatımla oynamış, gömleğimin yakasını indirmişti.

İşi bittiğinde kollarını açmıştı.
-Ben nasılım? Kıyafetlerimde herhangi bir sorun var mı?

Eskiden olsa ona bakarken bile kıpkırmızı kesilirdim. Artık yaşadığımız onca olaydan sonra alışmıştım.

-Hayır. Yeterince olgun görünüyorsun. Kıyafetlerinde yakışmış.

-Sende öyle. Hadi, Crysthine’i alalım.

Rayla kapıdaki zile basarken camdaki yansımamız gözüme takılmıştı.

Gerçekten de şu an evlatlık almaya gelen genç bir karı koca giri görünüyorduk.

Biraz bekledikten sonra, kapıyı orta yaşlı bir hanım açmıştı.

Kapıyı açarken yüzündeki normal ifade, Rayla’yı gördüğü anda yerini kocaman bir tebessüme bırakmıştı.

-Ah, Rayla! Birkaç yılda ne kadar büyümüşsün!

-Sende güzelliğini hiç kaybetmemişsin Betty.

-Hadi oradan canım yaşlanıyorum artık.

Aralarındaki tatlı konuşma içimi ısıtıyordu. Birbirlerine sarılırken iki yakın dost olduklarını anlamamamak mümkün değildi.

-Yanındaki yakışıklı bahsettiğin çocuk mu?

Betty sarıldıktan sonra bana dönmüştü. Bakışları altında ezilirken olabildiğince doğal olmaya çalışıyordum.

-Evet, kuzenim. Bugün bize eşlik edecek.

-Hanımefendi merhaba, ben Yakea.

Küçük bir gülümsemeyle elimi uzatmıştım. Nazikçe sıkıp cevap vermişti.

-Merhaba canım. Ben Beatrice, kısaca Betty diyebilirsin. Bu evdeki herkesin annesiyim.

-Tanıştığıma çok memnun oldum efendim.

El sıkışmayı bıraktığımızda Rayla araya girmişti.

-Betty, Crysthine nerde ?

-Ah, en son Ardil’e ödevlerinde yardım ediyordu. Bir dakika bekleyin hemen çağırıyım.

-Gerek kalmadı Betty, geldim bile!

İçeriden bir ses gelmişti. Kapı aralanırken önce parmaklarını, sonra yüzünü görmüştüm.

Yüzünü daha önce hiç görmemiş olsam da bu kızı bir aydır tanıyordum. Başka bir dünyada, benimle beraber ölümüne savaşan, elindeki koca kılıcını salladığında yanına kimsenin yaklaşamadığı, sırf beni kurtarmak için kendini feda eden kızdı bu.

Ve küçüktü… Küçücüktü!

Bu kız neden minnacık?

Oha, zırh giymediğindeki vücudu bu mu??

Kılıcı sallamayı geçtim, bu cılız vücut o demir zırhı nasıl taşıyordu??? Fizik kurallarına aykırıydı bu?

… Ah!

Yediğim tepikle beraber, verdiğim tepkinin dozunu düşürmek zorunda kalmıştım.

Ağzım açık şekilde Crystal’ı izlerken o kendini Rayla’nın kollarına bırakmıştı.

-Rayla! Seni çok özledim!

-Bende seni Crysthine. Görüşmeyeli nasılsın?

-Süperim! Betty’ye yardıma iki yeni öğretmen geldi. Diğer çocukları liseye hazırlamada yardım ediyorlar, ikiside çok tatlı!

-Bunu duyduğuma sevindim! Peki binanın temelindeki çökme onarıldı mı?

-Evet, çok büyük bir tehlike atlattık ve hepsini sana borçluyuz Rayla. Eğer o özel şirketi çağırmasaydın kimbilir kaç ay sonra sorunu çözmeye gelirlerdi.

-Lütfen Betty. Aileyiz biz, lafı bile olmaz.
Konuşmalarına anlam vermeye çalışırken Crystal’ın gözleri bana takılmıştı. Rayla’ya sarılmayı bırakıp, küçük adımlarla yanıma geldi.

-Yakea?

-Crysta… Crysthine?

-Yakea!!

-Crysthine?!

Hayatımda Laren’in sevgi sarmaşığından daha sıkı başka bir şeyle karşılaşacağıma inanmazken…

Crystal’ın boynuma atlamasıyla kendimi yerde bulmuştum.
*******************************************************************************