-Oooo. Bakıyorum mekana erken teşrif etmeye karar verdiniz.

-Talsen, benim telefonumda kullanıcı engelleme yok mu? Şu yanındaki akıl hastası 2596 kere çaldırdığından daha kuşlar ötmeden ayağa dikildim.

-Hey! Diğer türlü akşama anca uyanırdın! Hem filme geç kalırsan mısırları kime ödeticektim?!

-Ha?! Mısırları da mı ben alıyorum?! Biletini almam yetmezmiş gibi…

-Sonuçta beni çağıran sensin! Hem buluşmalarda kızlara hep mi böyle davranıyorsun?! Kaba herif!

-Madem öyle seni somurtkan halinde bıraksaydım değil mi? Şimdi beni affetmeni sağlamazsam bütün sene içimi karatırsın!

-Ne? Benim kalbimi kazanmak için mi çağırdın.

-Yo… Yo yo yo… Sakın yapma! Hayır!

-Yakki!

Al işte.

Nerden aklıma geldi ki böle bir buluşma ayarlamak…

Talsen her zamanki gibi “toplum içinde bari utandırmayın” yüz ifadesini takınmış, bizden mümkün olduğunca uzak duruyordu.

Haklıydı da… Laren’le iletişimimiz genelde önce bağırış çağırış sonrasında da tek taraflı sevgi sarmaşığıyla sonuçlanırdı. Hatta bazen öyle bir sıkardı ki kırılgan vücuduyla beni nasıl kaldırdığına şaşırırdım. Çoğu zaman somurtkan bir yüz ifadesiyle “yetti artık” diye kurtulmaya çalışırdım, ama şimdilik bu durumdan memnundum.

Talsen ve Laren kafamı dağıtmak konusunda fark etmeden de olsa çok iyilerdi. Sırf abuk sabuk konuşarak bütün bir gün geçirebilirdim onlarla.

Aslında, bugün buluşmamızın bir sebebi de oydu. Hem Laren’nin gelecekteki olası sitemlerini engellemek, hem de bu gece maçtan önceki heyecanımı dindirmeyi istememdi.

Dün Alterion’da normal bir gün geçirmiştik. Artık takım içi güven konusunda hiçbir sıkıntı kalmamış, stratejiler tamamlanmış, ve maçı nasıl yapacağımız belli olmuştu.

Ormanlık alanda antrenman yaparken kulağımıza melodik bir ses gelmişti. Sesin üçümüze birden geldiğini anlayınca Rayla üsse gitmemiz gerektiğini, birinin ekrana bağlanmak istediğini söylemişti. Odaya vardığımızda ekranda Soraz’ın sakallı yüzü duruyordu.

Yaptığı arama canlı değildi. Konuşmaya geçenki gibi girmişti.

Merhaba Pusula Turnuvası Takımları!

Ben Tanrı Soraz! Bu dünyanın yöneticisi ve turnuvanın kurucusuyum.  Hepimizin sabırsızlıkla beklediği maçlara sadece saatler kaldı. O yüzden sizlere maçların nasıl gerçekleşeceğini anlatmama izin verin.

Size ayrılan maç saatinden 15 dakika önce, kapınızda bir geçit olacak. Geçite girip çıktığınızda kendinizi turnuva alanının ortasında rakibe karşı bakıyor bulacaksınız. Size verilen bu süre içinde savaş alanını ve takım formatınızı oluşturmanızı öneririm. Aynı zamanda rakiplerinizi uzaktan süzerek neler yapabildikleri konusunda tahmin üretmek işinize yarayacaktır.

Bu maçlarda yapmanız gereken objektif çok basit. Karşı takımı tamamen elimine etmelisiniz. Bunun içinde onları bayıltmanız yeterlidir.

Yalnız unutmamanız gereken iki kural var.  İlki takım arkadaşlarınıza bilerek hasar vermenizin yasak olduğudur.  İkincisi ise kendi silahınız haricinde bir silahla saldırmanız durumunda paralize olmanız söz konusudur. 

Kuralları da söylediğime göre geriye takımlara özel mesajlar kaldı. Eğer ekranınızın sağ altındaki yeşil düğmeye basarsanız size özel geriye sayımı aktif hale getirirsiniz. Süre bittiğinde geçit dediğim şekilde açılacaktır.

Sağlam kalın.

Düğmeye bastıktan sonra bir süre daha oturmuş, sonrasında ayrılmıştık. Bu gece girdikten yarım saat sonra maçımız başlayacaktı. Diğer maçları izleme fırsatımız var mıydı emin değildim.

-Yakki içecek de alalım!

-Tabi tabi. Zaten öğrenci değil milyonerim ben.

-Başka bir arzunuz?

-En büyük boy patlamış mısırdan istiyorum. Yanında ekstra büyük sodayla birlikte.

-Talsen?

-Talsen?

-Hım? Ne var? Filmde sizin sesinizi ancak patlamış mısır yiyerek bastırabiliyorum. Tabi, geçen sene en son gittiğimiz zaman yaptıklarınızı hatırlamıyorsunuz!

-Ne yapmışız ki?

-Filmin en heyecanlı yerinde Laren’e “aslında bu kişi gerçek değil” diyip içine ettiğini hatırlamıyor musun?! Sizin yüzünüzden sinemaya girişimiz yasaklandı. Yakında ikinci bir sinema olmasa şehrin öbür ucuna gitmek zorunda kalacaktık!

-Şey…

-Haklısın… Bu sefer söz, yalvarsa, yakarsa bile sorusuna cevap vermeyeceğim!

-Umarım öyle olur…

Vizyona yeni girmiş bir aksiyon filmine bilet almıştım. Fragmanını izlediğimde hoşumuza gidebileceğini düşünmüştüm. Aslında sinemalarla aram pek iyi değildi, yinede haftasonu buluşmalarında iyi bir aktivite oluyordu.

Geçen sene bu tarz buluşmaları iki haftada bir yapardık. Çoğu zaman, eğer birileri gelmek istemezse, üçümüz takılırdık.  Öğlen buluşur, yemek yer, filme gider ve etrafta gezinirdik. Bazen Laren alışveriş yapar bizi peşinden sürüklerdi. Bazen de Talsen’in çizgi roman seçmesi için kitabevlerinde saatler geçirirdik.

Ben ise, genelde oyun salonlarına girmeyi tercih ederdim. Laren ataride inanılmaz derecede iyiydi. Özellikle nişan alınan oyunlarda rakip ateş edemeden alaşağı ederdi. Hatta bir seferinde iki kişi tek jetonla bütün oyunu bitirip adımızı yüksek skor olarak yazdırdığımızı  hatırlıyordum. Komik olan tarafı, Talsen bizi izlemekten sıkılınca salonda gördüğü kızlara hava atmaya gitmiş, oyunu bitirip yanına gittiğimizde ise dikkati dağılıp rezil olmuştu. Laren Talsen’in sinirini dindirmek için eliyle saçlarını dağıtınca da diğer kızlar kıpkırmızı kesilmişti. Bunun Laren’in tipik davranışı olduğunu bildiğimden kahkahayı basmış ve isabet etmeyen bir tekmeye maruz kalmıştım.

Şu an ise filmin ortasında bir sağa bir sola sarsılıyordum. Laren’in eli kepçe makinası gibi açılıp kapanıyor, Talsen’in mısırına ulaşmaya çalışıyordu. Talsen ise tek eliyle onu blokluyor diğer eliyle de ağzına avuç dolusu patlamış mısır atıyordu.

Sözde bunu engellemek için ortalarına oturmuştum. Laren’in mısırı bittiğinde başkasınınkine sulanacağını bildiğimden onu köşeye atsam da plan pek işe yaramamış, tam tersine, aralarında kaynamama sebep olmuştu.

Hani, en arkada oturmuyor olsak kesin sinemadan atılmıştık. Öndekiler çıkardıkları ses yüzünden bize bakmaya başlayınca başka çarem kalmadığını anlamış ve Laren’e film araya gelince bir mısır daha alma sözü vermiştim.

-Hey! Niye kafama vuruyorsun?!

-Sence?! Senin yüzünden film yerine kolunu izledim!

-…

-Sende hala biteremedin mi şu mısırı?!

-Niye bitiriyim? Bütün film yemek için aldım.

-Hah… Bir şey demiyorum. Sözde sinemada ben ses çıkarıyordum. Siz benden daha çocuksunuz.

-Hadi hadi bir an önce alalım şu mısırı filme geç kalıcaz!

-…