-İlk yeteneğimin ismi ”Solar Sarsılma” … Kılıcı yere batırdığımda etrafımdaki küçük bir alanı sarsabiliyorum. Sarstığım alan deprem etkisi yarattığından bunu kullandığımda bana yaklaşmanız tehlikeli olur.

-Hımm. Eğer rakibin hasarcılarına bu yeteneği kullanabilirsen mermilerimden kaçamayacak hale getirebilirsin. İşimize yarar gibi duruyor.

-Tek sıkıntısı uzaktan kullanamıyor olmam. Tahminen, beni çevreleyen 4-5 metrekarelik bir alana etki ediyor.

-Peki diğer yeteneğin ne? Benimki gibi ikiside aynı anda mı açıldı?

-Cık. Yakea, geçen savaşta ”Kılıcı fırlat!” diye bağırdığını hatırlıyor musun?

-Ah… Evet?

-”Ulaşılamaz!” ise diğer yeteneğim… O an, kılıcımı fark etmeden fırlatmıştım, ama şimdi bunun bir yetenek olduğuna kesinlikle eminim. Bu yetenek ulaşamayacağım mesafelere kılıcımı dümdüz şekilde fırlatmamı sağlıyor. Aynı zamanda dokunulamaz bir sıcaklığa ulaştığından bloklamak mümkün değil. Yani rakibin tek yapabileceği şey sağa ya da sola doğru kaçışmak.

Crystal konuşmasını tamamladıktan sonra derin bir iç çekmiştim. Yetenekleri güzeldi, ama yıkıcı olmaktan ziyade rakibi açık vermeye zorluyordu. İşimize kesinlikle yarardı, ama rakiplerde ne olduğunu bilmediğimden  tedirgindim.

Rayla kafasını öne eğmiş,  düşüncelere dalmıştı. Tahminimce nasıl bir plan izlemesi gerektiğini düşünüyordu. Deri koltuğun kolçağına oturmuş, ayağını sallarken altın sarısı saçıyla oynuyordu.

Odada tekrar sessizlik hakimdi. Crystal konuşacak bir şey bulamamıştı. Bende ne diyeceğimden emin değildim. Turnuvadaki ilk maça birkaç günümüz kalmıştı ve kiminle çarpışacağımızı bile bilmiyorduk.

Bu durumu sormaya karar vermiştim.

-Rayla?

-Efendim?

-Karşılaşacağımız takımla ilgili bir şey biliyor muyuz?

-Soraz söylemediğine göre takımlar anonim olur. Ya da son güne doğru bilgileri elimize ulaşabilir. Sonuçta, bu ekran bizimle iletişime geçebilecekleri tek yer.

-Bu durum bütün takımlar için de geçerli mi?

-Öyle tahmin ediyorum. Liderlere verilen bilgilerde her merkez üsste bulunması gerektiği yazıyordu.

Konuşmayı istediğim yöne doğru çekiyordum. Cevaplandıramadığım sorulardan en azından birkaçını şu an öğrenmek istiyordum.

Mesela, Bu odaya ilk geldiğimde yerdeki kırık lambanın “birisi tarafından” yapıldığını söylemişti.

Bu demek oluyor ki biz gelmeden önce burada birileri vardı.

Ama Rayla’nın tek takım arkadaşları bizdik.

Bu durumu nasıl açıklayacağını merak ediyordum.

-Peki… Bu merkez üssü nasıl inşa edildi? Mesela, beni buraya ilk kez getirdiğinde yerdeki lambanın biri tarafından yapıldığını söylemiştin. O kişi bütün üssü de mi yaptı?

Sorumu duyduğunda kaşlarını kaldırmıştı. Bu konuda bir şeyler söylemeye pek hevesli değil gibi görünüyordu.

Yine de, cevabı açık ve netti.

-Yakea, merkez üsler liderler tarafından yaratılır ve takımdaki diğer elemanlar içini yaratmaya yardım eder.  Normalde sizleri daha önce takıma katabilseydim her beraber yapardık, ama turnuva başlangıcını hazır bir üstte dinlememiz zorunlu olduğundan ve zamanım kalmadığından başka bir liderden yardım alarak bitirdim.

-Başka bir lider?..

Liderdi. Yani, eskiden… Kendisi bu turnuvada yer alamadı.

-Yakea sencede fazla soru sormadın mı? Sonuçta şu an biz varız ve her şey yolunda değil mi?

Crystal sözümü kesip konuyu kapatmıştı. Ben ise aldığım cevaplardan tatmin olmamış bir şekilde somurtuyordum.

Hâlâ anlayamadığım şeyler vardı. Öncelikle, bu lider kimdi ve nasıl Rayla ile iletişim kurabilmişti? Odadaki ekranla iletişim kuruyor olsa bile, Rayla hiç tanımadığı birisine kendi üssünü yapmasında yardım isteyebilir miydi? Peki bu “lider” nasıl bu turnuvada yer almıyordu? Bu turnuvadan diskalifiye olmanın tek bildiğim yöntemi iki tane takım arkadaşı edinememiş olmaktı.

Bir dakika…

Eğer böyle bir kural varsa, Rayla takım arkadaşı bulmakta neden bu kadar geç kalmıştı?

-Rayla, eğer takıma girme teklifini reddetseydim… O zaman ne yapacaktın?

Sorduğum soruya ayağa kalkarak cevap vermişti. Önce belini esnettikten sonra, ciddi bir yüz ifadesiyle şöyle dedi.

-Cevabı basit değil mi? Bu turnuvadan atılacaktım.

Ha?

Ağzım açık şekilde dediğini anlamaya çalışıyordum.

Bana dediği çok normalmiş gibi bakıyordu.

Crystal konuşmadan bıkmış şekilde yukarıya çıkmıştı.

Gözlerini tekrar gözlerime dikmişti.

Anlamıyordum.

Dediği şey kulağa mantıklı gelmiyordu.

Beni takıma katması neden turnuvaya katılmasından daha önemliydi?

Hala bakıyordu.

Anlamıyorum!

Bir şey mi anlatmaya çalışıyorsun Rayla?!

Neden peki? Neden ben?  Bilmediğim ne biliyorsun?!

……….

Çok komik değil mi?

Sana bu soruları soracak cesaretimin bile olmaması…

Benle dilediğin gibi dalga geçebilmen…

Ama haklısın.

Sözde, kendi kendime sana soru sormayacağımı, açıklaman için seni bekleyeceğime karar vermiştim.

Bu kuralı çiğneyerek zaten hata yaptım.

Bir süre daha bakıştıktan sonra sırıtmaya başlamıştım.

Mutluluktan değil, pislikçe sırıtmaydı bu.

Onun ellerinde oynamaya devam edecektim.

Ki zaten buraya gelirken bunu bilerek gelmiştim.

Şu turnuvayı kazanmak,

Karin’i kurtarmak,

Bana yeterdi…