Üsse varmamıza çok geçmeden aşağı kattaki gelecekten fırlamış odaya girmiştik. Sinemeya gelmiş gibi deri koltuğa iyice yayılmış,  büyük ekranın karşısında perdenin başlamasını

bekliyorduk.

Rayla düğmelerle oynadıktan sonra ekranda bir geri sayım belirmişti. Sayım bittiğinde ise karşımıza bir adam çıkmıştı.

Merhaba Alterion Sakinleri!

Ben Tanrı Soraz! Bu dünyanın kurucusu ve turnuvanın yöneticisiyim. Umarım takımınızdaki kişilere ve Alterion’a alışmışsınızdır çünkü asıl eğlenceye daha yeni başlıyoruz. Bugün sizlerin karışında olma sebebim siz taze kanlara turnuvanın detaylarını ve önümüzdeki süreci açıklamak olacaktır. Eminim, aklınızda bir sürü soru vardır. İzin verin önce buraya nasıl geldiniz onu anlatayım.

Bundan üç ay önce, bazılarınız uyurken kendini Alter’de buldu. Bu kişiler önce etrafı sonra kendilerini inceledikten sonra, ceplerinde bir zarf buldular. Bu zarfta buranın neresi olduğu turnuvaya katılım ile ilgili kurallar yazıyordu.

 

Ne olduğunu anlayamadıkları bu kısa süreçte, Alter’i keşfederek saatler harcadılar. 

Sabah uyandıklarında ise kapıda siyah bir paketle karşılaştılar. Bu paketin içinde, iki tane injektör ve küçük beyaz bir kağıt vardı.

Kağıtta, siyah harflerle “Lider olmaya layık mısın?” yazıyordu.

 

Bundan sonra iki seçenekleri vardı. Ya, paketi içindekilerle birlikte yakıp Alter’e bir daha adım atmayacak, ya da bilmedikleri bir dünyada takım kurup zafer için çarpışacaklardı. 

Bu kişiler burada, ve sizde yanı başlarındasınız. 

 

Eminim, aklınızdaki ilk soru, “Kazanan takım gerçekten istediği her şeyi elde edebilir mi” dir. 

Ve evet… Takımınız eğer bu turnuvayı kazanırsa dilediğiniz gerçek olacaktır. Bu dünyanın varlığı bile, bu ödülün gerçek olduğuna kanıt değil midir?

Şimdi asıl konumuza gelelim. Bildiğiniz üzere, takımlar üç kişiden oluşuyor. Hasarcı, Tank ve Destek olmak üzere aranızda görev dağılımı yapmalı ve savaş stratejinizi buna göre şekillendirmelisiniz. Amacınız karşınıza çıkan takımları yok etmektir.


Yeterince hasar vermeniz durumunda, hasar alan kişi, maçın ortasında bilincini kaybedecek gündüz uyandığında geri kazanacaktır. Arenada, rakip takımdan herkesin bilincini kaybetmesi durumunda savaşı kazanmış sayılırsınız.

Savaşlar bu haftasonu başlıyor. Ön elemelerde üç hafta boyunca her haftasonu başka bir takımla çarpışacak ve yükselmek için en az iki maçı kazanacaksınız. Eğer kazanamazsanız, turnuva sizin için biter.

Yükselen takımları ise, çok güzel sürprizler bekliyor. 🙂

Bunu vakti gelince konuşuruz. Şimdilik hepinize başarılar .

 

…….


Ah, bu arada söylemeyi neredeyse unutuyordum.  Konuşmanın başında o kadar liderlerden bahsettik. Madem öyle size küçük bir sır veriyim:

Liderlerinize güvenmeyin.

Sağlam Kalın.
****************************************************************

Odada sessizlik hakimdi.

Her şey en sona kadar iyi gidiyorken dediği son şey herkesi şoke etmiş olmalıydı.

“Liderlerinize güvenmeyin.”

Bu sözü doğrudan takım üyelerine söylemişti. “Kendi liderine güvenme!” demek istiyordu.

Tanrı Soraz… Bu adam ekrana çıktığı anda tüylerim diken diken olmuştu.

İlk bakışta bile gülümsemesinin altındaki pisliği hissedebiliyordum. Gözüm hiç tutmamıştı, ve de korkulacak kadar şey bildiği kesindi.

Benim için dedikleri o kadar önemli değildi. Sonuçta Rayla’ya verdiğim sözden önce bana ihanet edebileceğini de hesaba katmıştım. Elimdeki tek seçenek o olduğundan her şeye razıydım bu yüzden Soraz’ın dedikleri beni etkileyemezdi.

 

Ama, sıkıntıyı Crystal’ın yüzüne bakınca anlamıştım.

-R…r…ayla…?

Crystal Rayla’ya bakarken gözlerinden yaş geliyordu. Elleri olduğu yerde titriyor hıçkıra hıçkıra ağlamamak için kendini zor tutuyordu. Rayla ise durumu anlamış ve Crystal’ın önünde diz çökmüştü. Ellerini elleri arasına almış ve yatıştırıcı şekilde konuşmaya başlamıştı.

-Crystal, o adam ne derse desin, seni kandırmamın ya da kandıracak olmamın imkanı yok. Sana ne kadar değer verdiğimi, ve burada olmanın benim için ne kadar önemli olduğunu biliyorsun.

-Evet… Evet.. ama Rayla, o adam…

-O adamı gözüm hiç tutmadı. Hem bana soracak olursan, tanımadığın bir adamın sözlerine inanmaktansa Rayla’ya gözüm kapalı uymayı tercih ederim.

Ortamı yumuşatmak adına konuşmaya karar vermiştim. Crystal’ın yaşı bizden küçük olduğundan böyle bir cümle karşısında etkilenebileceğini tahmin ediyordum. Onu yatıştırmaya çalışırken de dediklerim gerçek düşüncelerimdi.

Bir insandan gördüğün anda nefret edilebilmek, herhalde sadece bu adama özgü olmalıydı.

Dediklerinden sonra, şu an kim bilir kaç takım kendi arasında kavga ediyordu.

En çok da o son gülmesi sinirlendirmişti beni…

Ben ona ekrandan bakarken,

O, sanki doğrudan gözlerimin içine bakıyordu…