-Sana ne oldu bugün? Tek kelime bile konuşmadın, yoksa Karin hâlâ gelmediği için mi mutsuzsun?

Laren ders bitiş zilinin çalmasıyla beraber daha fazla dayanamayıp soru yağmuruna tutmuştu. Bütün gün aklım bir karış havada olduğundan o dahil olmak üzere etrafımdaki kimseyle ilgilenmemiştim. Kafamı kaldırıp yarı baygın halde Laren’e bakarken ne sordugunu idrak edemeyip dalga geçmeye karar verdim.

-Evet bende katılıyorum.

-Ne? Yakki?

-Bir şeyim yooooook. Dün oynadığım oyunda önemli bir maçı kaybettim ona üzülüyorum.

-Bir de utanmadan yalan söylüyorsun!

Ah! Laren daha fazla dayanamayıp koluma vurmuş ve çantasını hışımla alarak sınıftan çıkmıştı. Onu üzdüğümü biliyordum ama konuşacak halim yoktu. ‘Gönlünü bir ara alırım’ diye kendimi avuturken başka bir tanıdık ses omzuma elini koymuştu.

-Karin yokken başka kızlara mı yazmaya başladın Yake?

-Ha? Ney? Yuh!!

 

Ani bir şok dalgasıyla sarsıldıktan sonra sandalyemden az kalsın düşüyordum. Laren uzaktan kıs kıs gülerken ellerimi hayır dercesine deli gibi salladım.

-E bütün gün transfer öğrenciyi kesip durdun. Hem sınıfta o kızın konuşmuş olduğu tek kişi sensin de.

-Nasıl yani, Rayla kimseyle konuşmuyor mu? Hey bir dakika ben kimseyi kesmiyorum!

-Dedi. Kazanova.

-…

-Tamam tamam şaka yaptım. Seni eski haline getirmek istedim o kadar. Ve soruna gelirsek… Evet, Rayla şu ana kadar ilk gün kendini tanıtması haricinde kimseyle konuşmadı. Ona yazmaya çalışan erkekleri anında terslediği gibi arkadaş olmak isteyenleri de görmezden geliyor.

-…

-Peki sen tanıyor musun onu? Dün seni revire getiren kızın o olduğunu söylediler.

-Ah, hayır. Kütüphane önünde bana kitaplarla ilgili bir şey sormuştu. Kitap katologuyla ilgili bir şey sordu. Sorusunu cevaplarken başım döndü ve hikayenin kalanını biliyorsun. Zaten devamında bayıldığım için bir şey de  hatırlamıyorum.

-Peki öyle olsun. Bu arada, eğer haberin yoksa benden duy, Karin haftaya derslere katılabilcekmiş. Müdür sen yokken sınıfa uğradı ve müjdeli haberi verdi.
İlk dediği cümleden farklı bir şok bedenimi sarmıştı. Tüylerim diken diken olurken ne kadar aptal olduğumu farketmiştim.
-Bu… Süper habermiş. Teşekkür ederim.

-Önceden bilmemene şaşırdım doğrusu.  Neyse Laren’e yetişmem lazım gene kızdırmışsın onu. Yarın görüşürüz.

-Tamam. Görüşürüz.

Tyran’la konuşmamız bittikten sonra çantamı toplayıp sınıftan çıkmıştım. Hızlı adımlarla koridorda yürürken Karin ismini tekrar duyduğumda bu turnuvaya katılmamım asıl nedenini nasıl unuttuğumu düşünüyordum.

Onu kurtaracaktım. Ölümden kurtaracaktım. Bu dilek her şeyden daha öncelikliydi. Bana ne kadar soğuk davranırsa davransın isterse benden nefret etsin. Sadece yaşaması bile benim için yeterdi.

Yolda yürürken doğrudan eve gitmeye karar vermiştim. Bir an hastaneye doğru adım yönelsem de aklımı kurcalayan bazı sorular Karin’i şu an görmeye hazır olmadığımı gösteriyordu.

Karin’in davranışları bana karşı bir anda değişmişti. Piknikte söyleyemediği son söz neydide onu ziyaret ettiğimde söylememişti? Onunla bu yaz yakınlaşmıştık, ama hangi ara sırılsıklam aşık olduğumu hatırlayamıyordum.

 

3 yıl boyunca aynı sınıfta okuduktan sonra ona bir anda vurulmuştum. Bundan kesinlikle pişman değildim, hatta şu an ona yardım edebilmek için bir şansımın olması bile bana yeterliydi.

Ama, işte… Onu düşünmeye başladığım anda aklıma Rayla geliyordu. Abuk sabuk konuşması, yaptıkları aklıma geldikçe kalbim acıyordu.

Sorularımın, sıkıntılarımın  bir cevabı yoktu. Sanki derin bir çukurun içine batmıştım. Sadece önüme konulanları görebiliyor, onlarla beraber karar alabiliyordum.

Bir şeyler eksikti. Ama bu ha deyince gün yüzüne çıkabilecek şeyler değildi. Bu yüzden bekleyecektim. Her şeyi zamana bırakıp yeri gelince öğrenecektim.

Bu gece diğerlerinden farklıydı. Dün nasıl farklı olduysa, bugün kendimi başka bir yerde bulacağımı bildiğimden korkmuyordum. Gözlerimi yine kapamıştım. Saat 22:00’ı gösteriyorken ikinci yaşamıma doğru bilincimin aktığını hissediyordum.

Alter’e uğramanın vakti tekrar gelmişti.